Japon ve Fransız şirketleri Türkiye'ye nükleer santral inşa edecek: Ne yanlış gidebilir ki? - Justin McKeating

Bakın biz neler bulduk;

Japon-Fransız konsorsiyumunun Türkiye’nin ikinci nükleer santralini inşa etmek için yaptığı 22 milyar dolarlık anlaşma.

Ne yanlış gidebilir ki? Birlikte bakalım mı?

Türk reaktörünün inşası için anlaşılan Fransız şirketi, nükleer tesisler inşa etmekle ilgili uzun ve utanç verici bir geçmişi olan AREVA. Şirketin Finlandiya Olkiluoto’da inşa ettiği, denenmemiş  ve test edilmemiş bir prototip olan, gelecek nesil reaktörü European Pressurised Reactor (EPR) yedi yıl gecikmiş, bütçesini en az 3,6 milyar euro aşmış ve de güvenlik ve inşaat hatalarına gömülmüş durumda. Fransa Flamanville’de EDF tarafından inşa edilen EPR beş yıl gecikmiş, (projenin önde gelen ortaklarından ENEL’in çekilmesine neden olarak) maliyeti 3 milyar euro artarak 8,6 milyara ulaşmış durumda ve o da Finlandiya’daki kardeşi gibi aynı güvenlik ve inşaat sorunlarıyla boğuşuyor.

Bütün bunlara rağmen AREVA ne yapmaya karar verdi? Mitsubishi ile bir konsorsiyum oluşturarak başka bir denenmemiş prototip olan, ATMEA-1’i, devamında gelişecek bütün denemeler, hatalar, maliyet ve süre  aşımları ile Türkiye’de inşa etmeye karar verdi. Unutmayın ki bahsedilen 22 milyar son rakam değil ve dramatik şekilde şişebilir.

Japonya’da Fukuşima nükleer felaketi daha da kötüye gidiyor. Sadece iki reaktör çalışıyor. Geri kalanlar kapalı ve araştırmalar sonucunda fay hatları üzerinde oldukları anlaşılırsa pek çoğu geri açılmayacak. Bu arada, nükleer filosu kullanım dışı olmasına rağmen Japonya’da geçen sıcak yaz boyunca hiçbir kesinti yaşanmadı ve bu yıl hiç bir elektrik kesintisi beklenmiyor. Kısacası, Japon nükleer endüstrisi tarumar oldu.

Peki Japon hükümeti ne yapmaya karar verdi? Nükleer teknolojiyi (Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ile birlikte) Türkiye’ye ithal etti. Başka bir yeri pisletmeden önce Japon nükleer endüstrisinin kendi pisliğini temizletmesi gerekmez mi?

Peki, yenilenebilir enerjiler açısından zengin bir ülke olan, Türkiye neden –en az- 22 milyarını pahalı, gecikmelerle, risklerle ve belirsizliklerle dolu olan nükleer ile çarçur etmek istiyor? Daha geçen ay Türkiye’nin enerji bakanı 2023’e kadar ülkenin toplam enerji üretiminin yüzde 30’unu yenilenebilirlerden sağlanacağını açıkladı. Birisinin bakana mesele nükleer enerji ve yenilenebilirler olduğundan iki tarafı da seçemeyeceğini söylemesi gerek.

Sadece 22 milyarın yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği projeleri ile Türkiye’ye sağlayabileceklerini düşünün. Bu devasa miktarı nükleer endüstriye vererek Türk hükümeti temiz, güvenli ve sürdürülebilir bir enerji geleceğinin önüne bir engel inşa ediyor. Onlardan nükleer bariyeri kaldırmalarını ve yolu açmalarını rica ediyoruz. 

 

Kaynak: Nuclear Reaction Blog