Bikini ve Enewetak Mercanları /Marshall Adaları Cumhuriyeti

Nükleer Silah Deneme Sahası

Bikini ve Enewatak mercanlarında yapılan nükleer denemeler buraları yaşamak için elverişsiz hale getirdi. Bu denemeler adalarda yaşayan binlerce insanı yüksek dozlardaki radyoaktiviteye ve geniş çaplı nükleer serpintiye maruz bıraktı.

 

 

25 Temmuz 1946’da ABD ordusu Bikini and Enewetak Mercanları (Marshall Adaları)’nda “Baker”(Fırıncı) adlı nükleer bomba denemesi yaptı.               

Foto: © ABD Savunma Bakanlığı

 

Tarihçe

Bikini ve Enewatak Mercanları, Marshall Adalarının parçasıdır ve İkinci Dünya Savaşı’nda ilk önce Japonlar’ın, sonra Amerika Birleşik Devletleri(ABD)’nin silahlı kuvvetleri tarafından işgal edilmiştir. Adalar, 1946’da ABD tarafından Hiroşima ve Nagasaki’ye atom bombasının atılmasından sonraki ilk nükleer bomba denemeleri için seçildi. 1 Temmuz 1946’ta, adada yaşayanların hepsi zorla tahliye edildikten sonra, Bomba “Deneme yapılabilir” konseptine uygun olarak düşman filosu üzerinde patlatıldı.78 gemiden, 5’i battı ve 14’ü yok edildi; denemede sağ kalma durumlarının tespit edilmesi amacıyla gemiye getirilmiş olan hayvanların üçte biri, patlamadan dolayı öldü. Patlamadan sonra denizcilere, onları yüksek dozda radyoaktiviteye maruz bırakan bomba artıklarını fırçalaması  emredildi. Fakat, radyoaktif dekontaminasyon (temizlik) mümkün olmadığı için, bu gemilerin çoğu Pasifik'te terk edildi. 1946 ve 1958 yılları arasında, Bikini ve Enewetak Mercanları’nda  214 megaton gücünde 67 nükleer patlama gerçekleştirildi. Bunlardan en yıkıcı olanı, 1954 yılından bugüne kadar ABD tarafından elde edilen en büyük nükleer güce sahip 15 megatonluk “Kale Bravo” hidrojen bombasının testiydi. Bu bomba Hiroşima Atom bombasından bin kat daha fazla  güçlüydü. Patlamanın neden olduğu nükleer serpinti yerkürenin yarısına ulaştı, Avustralya'dan ABD’ye ve oradan Avrupa'ya doğru yayıldı.

Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması’nın 1963 yılında yürürlüğe girerek atmosferik testlere son verilmesine kadar, 400’den fazla nükleer deneme yapıldı. Bu süreçte çocukların dişinde yüksek miktarda stronsiyum 90 maddesi tespit edildi ki bu durum dünya nüfusunun büyük çoğunluğunun nükleer silah denemelerinden dolayı ışına maruz kaldığının önemli bir göstergesidir.

Çevreye ve Sağlığa Etkileri

Rutin”nükleer denemelerde görevli olanların radyasyon ölçüm cihazlarında maruz kalınan ışın ölçümlerinin 2 haftada 600 milisievert’e kadar çıktığı  görüldü. Bu doz yaklaşık 7500 kez doğal arka plan radyasyonuna (iki hafta boyunca yaklaşık 0,09 milisievert) ya da 30.000 göğüs röntgenine (0,02 milisieverte) karşılık gelir. Dahili radyasyon maruziyeti ise bu değerlendirme kapsamına alınmamıştır. Lakin  bütün denemeler “rutin”de olmamıştır. 1954 yılında, “Bravo Kalesi” testi tahmin edilen patlama gücünü %200 aşarak Japon balıkçılık gemileriyle birlikte, Rongerik, Rongelap ve  Utrik adalarının da dahil olduğu yerleşim olmayan birkaç  adada 11.000 kilometrekareden fazla alanı radyoaktif kontaminasyona(kirliliğe)uğrattı. Birçok adalı ve Japon mürettebat, maruz kaldıkları harici radyasyondan dolayı akut radyasyon rahatsızlığı çekmeye başladı. Kontamine olmuş adanın yerel halkı “Bravo Kalesi” projesinden sonra tahliye edildi. Fakat, uzun dönemli çalışmalar, kanser oranlarının, özellikle iyot 131 nedeniyle dahili radyasyona bağlı olarak tiroit kanseri vakalarının arttığını gösterdi. Radyoaktif iyot, nükleer denemeler sırasında yayılan en tehlikeli akut radyoizotopken radyoaktif serpintiden sonra adaların üzerinde biriken sezyum, stronsiyum ve plütonyum ise en uzun ömürlü radyoizotoplardır. Bu izotoplar bir kere vücut içine girdiğinde veya solunduğunda kansere sebebiyet verir. Enewetak Mercan Adası’nda, nükleer denemeler yasaklandıktan sonra dekontaminasyon (radyoaktif temizlik) çalışmaları yürütüldü, tüm radyoaktif yıkıntı “Kaktüs Kubbesi” adı verilen 8 metre kalınlığında yoğunlaştırılmış çimento ve çelik yapının içine kapatıldı.

Bununla birlikte Bikini Adası, temizlenmesine olanak vermeyecek kadar çok radyoaktif olduğu için Bikini halkı adalar üzerinde birkaç kez göç ettirildi. Zira Bikini Adası halkı yeni yerleştirildikleri yerde hiçbir şey yetişmediğinden açlık içine düşüyordu. 1994 yılında, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA), Bikini Adası’nın, bitki ve hayvan yaşamını etkileyen yüksek radyoaktif kirlilik nedeniyle yeniden yerleşime uygun olmadığını ilan etti.

Genel Değerlendirme

1000’den fazla nükleer bomba denemesi  yapan ABD, 1992 yılında nükleer deneme programına son vermiştir. Lakin hala nükleer denemeleri yasaklayan, “Geniş Kapsamlı Denemelerin Yasaklanması Anlaşması”nı onaylamış bulunmamaktadır. 1986 yılında, nükleer denemelerden dolayı radyoaktif serpintiye maruz kalan Marshall Adası sakinleri için 150 milyon Dolarlık fon kurulmuştur. Fakat insanların %40’ı tüm zararı karşılanmadan hayatını kaybetmiştir. Marshall Adaları Başbakanı, 2000 yılında Birleşik Devletler Kongresi’ne bir dilekçe göndererek, daha ileri radyoaktif temizlik projelerinin yapılması ve kapsayıcı tazminat tasarısının hazırlanarak ileri sağlık taramalarının yapılması için çağrıda bulundu. Çağrı, duymazlıktan gelindi ve birçok adalı, yasal yollara başvurdu, fakat bu talepler ABD Temyiz Mahkemesi tarafından reddedildi. Ada Hükümeti, Uluslararası Adalet Divanı’nda, nükleer silaha sahip ülkelere karşı, “Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması” çerçevesinde silahsızlandırılmaya dair yükümlülüklerini yerine getirmediklerinden dolayı dava açarken, Marshall Adası’nın Hibakuşa’ları zararlarının tanınması ve tazmini için bugün hala mücadele etmektedir.

Kaynak: www.nukleersiz.org

Hibakusha Worldwide Poster Exhibition – <Bikini and Enewatak>.

IPPNW, 2014. www.hibakusha-worldwide.org